|
‘TOKATLI KUL HİMMET’ İLE ‘ÖRENİKLİ KUL HİMMET
ÜSTADIM’ GERÇEĞİ...
Sevgili dostlar,
Tokatlı Kul Himmet ile bizim köylü Aşık İbrahim’ın (Kul Himmet Üstadım) aynı
kişiler olmadığı su götürmez bir gerçek olmasına rağmen birçok yazar ve
araştırmacı Kul Himmet Üstadım’ın şiirlerini de Tokatlı Kul Himmet’e mal
etmektedirler. Ancak, gerçeğin böyle olmadığını kabul eden ve bu durumu
kanıtlamaya çalışan yazar ve araştırmacılar da yok değil.
Biz de, kendi köyümüzde yaşamış olmasından gurur duyduğumuz Öksüzoğulları
sülalesinden Kul Himmet Üstadım’ın (asıl adı Aşık İbrahim), Tokat’lı Kul
Himmet’in yaşadığı devirden daha sonra yaşadığını ortaya koyuyoruz. Bu
tezimizi de tarihe dayandırarak, bu konuda araştırma yapmış araştırmacıların
bulgularına dayandırarak ve de Aşık İbrahim’in soy kütüğü ile ortaya
koyuyoruz. Nitekim Öksüzoğulları sülalesinden bugün hayatta olan insanlar var.
Bunlardan birini ise Aşık İbrahimin torununun torununun kızını (Cennet
Erdoğan) maalesef 2004 yılında 83 yaşında kaybettik. Bu güne kadar bu
gerçeği kabul etmeyen herkesi insafa davet ediyoruz. Çünkü gerçeğin kabulü er
veya geç kaçınılmazdır. Bu gerçek ise Türk kültür hayatında bazı çelişkileri
ortadan kaldıracaktır.
Esasen bu konu; kütüphaneler, devlet arşivleri, Osmanlı arşivleri vs..
taranmak suretiyle üniversitelerimizce 'TEZ' konusu yapılmalıdır. Ve biz
Örenik Köyü (yeni adı Aydoğan) Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği olarak
'Kul Himmet Üstadım'ın temsili anıt mezarını köyümüzde inşa etmeyi
kararlaştırmış bulunuyoruz.
Tarihçi ve araştırmacıların kanıtladığı gerçek:
Divriği'nin Karageban bucağına bağlı Örenik köyünde 1740-1750 yılları arasında
dünyaya gelen Aşık İbrahim (Kul Himmet Üstadım), yine aynı köyde ölmüştür.
Asıl adı İbrahim olup, Öksüzoğulları sülalesindendir. Hızır'ın elinden dolu
içerek aşıklığa başladığı rivayet edilir. Doğumu gibi ölüm tarihi de kesin
olarak bilinmemektedir. Yedi sene gurbet dolaşmıştır. Sağlığında pek ünlü
olmayan İbrahim, XVI. Yüzyılda (1501-1599) yaşayan Tokatlı Kul Himmet'ten
etkilenerek, şiirlerinde Kul Himmet Üstadım mahlasını kullanmıştır. Örenikli
Öğretmen-Yazar Hasan Yalıncaklı’nın ‘Kul Himmet Ustadım’ adlı kitabında (1997)
yer alan menkıbeye göre de Aşık İbrahim; iki kez karşılaştığı Hızır’ın, ‘Ben
de senin gibi Allah’ın bir kuluyum adım Himmet’ demesinden etkilenerek bu
mahlası benimsemiştir. İmranlı'nın Süğütlü köyünde yaşayan Hatice (Hacik kız)
da şiirlerinde Kul Himmet Üstadım mahlasını kullanmıştır.
Sivaslı Öğretmen ve Araştırmacı Yazar İbrahim Aslanoğlu, Kul Himmet Üstadım
(1959) adlı kitabında Aşık İbrahim’in (Kul Himmet Üstadım) 84 şiirini
yayınlamıştır.
Bazı âşıkların mahlas benzerliği nedeniyle şiirlerinin birbirine
karıştırıldığı ve yapılan yanlışlıkların ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın yine
de tam olarak düzeltilemediği bilinmektedir. Bunlardan biri de 16. Yüzyıl’da
yaşamış Kul Himmet ile 18. Yüzyıl’da yaşamış olan Kul Himmet Üstadım’ın
şiirlerinin karıştırılması gerçeğidir. Burada Kul Himmet Üstadım’ın şiirleri,
kendisinden önce yaşamış olan Kul Himmet’e mal edildiğinden Kul Himmet Üstadım
aleyhine bir kayıp sözkonusudur.
Nitekim; Zileli Ceyhunî ile Erzurumlu Ceyhunî ve Karslı Ceyhunî'nin şiirleri,
Zileli Sıtkı ile Sivaslı Sıtkı ve Yeniceli Sıtkı (Pervane)'nin şiirleri,
Zileli Fedaî ile Amasyalı Fedaî'nin şiirleri, Zileli Kemterî ile Sivaslı
Kemterî ve Konyalı Kemterî'nin şiirleri, Zileli Sadık ile Malatyalı Sadık
Baba'nın şiirleri hep bir birine karıştırılmıştır.
Bu karışıklıkların önemli bir bölümü mahlasların birbirine tam benzemesinden
kaynaklanmaktadır. Hangi şiirin hangi âşığa ait olduğuna ilişkin çalışmalar
kimileri tarafından gözardı edilerek bir nevi yanlışlıklarda ısrar
edilmektedir.
Tokatlı Gedaî, hayatının son yıllarını İstanbul Beşiktaş'ta geçirdi diye
l933'te Sadettin Nüzhet Ergun tarafından Beşiktaşlı Gedaî adlı bir kitap
yayımlanmış, daha sonra Muhtar Yahya Dağlı yanlışlığı tespit edip, Tokat'ta
araştırmalar yapıp l943'te Tokatlı Gedaî adlı bir kitap yayımladığı halde halâ
yanlışlıkta ısrar edip kimi antolojilere Gedaî'nin şiirleri Beşiktaşlı Gedaî
diye alınmaktadır.
Sivas'ın Divriği ilçesinin Karageban bucağına bağlı Örenik köyünde 1743'te
doğan Kul Himmet Üstadım l8. yüzyıl sonu ile l9. yüzyıl başlarında yaşamış
olmasına rağmen şiirleri, l6. yüzyıl sonu ile l7. yüzyıl başında yaşamış
önemli âşıklardan Tokatlı Kul Himmet adına yayımlanmaktadır.
İbrahim Aslanoğlu, Kul Himmet Üstadım adlı bir kitap yayımlayarak
yanlışlıkları tespit ettiği halde, yanlışta israr edenler bulunmaktadır.
Bunları şu şekilde belirlemek mümkündür:
Sunullah Arısoy'un Türk Halk Şiiri Antolojisi'nde
Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
Cevahir maderin bulurum dersin
Cevahir bulanlar ummana düştü
Dörtlüğü ile başlayan şiir son dörtlükteki:
Kul Himmet Üstadım dilek diledi
Seyyah olup şu alemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü
Dörtlüğünden de anlaşılacağı gibi şiir Kul Himmet Üstadım'a aittir. Fakat ne
yazık ki İbrahim Aslanoğlu'nun da gözünden kaçmış ve Kul Himmet Üstadım adlı
kitabına almamıştır. Bu almayış aynı mahlasla yani Kul Himmet Üstadım
mahlasıyla şiir söyleyen ve aynı mahlası kullandığı için İbrahim Aslanoğlu
tarafından da ayırt edilemeyen İmranlı'nın Söğütlü köyünde doğup sonra
Divriği'nin Anzahar köyünde ölen Hacik Kız'ın şiiri olacağı kanısı ile de
kitabına almamış olabilir.
Aynı şiiri Mehmet Şimşek, İlhan Başgöz, Naim Alkan ve Turgut Koca'nın, Kul
Himmet adına yayımladıkları görülmektedir.
M. Sunullah Arısoy'un Türk Halk Şiiri
Antolojisi'nde yer alan:
Seyyah oldum şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkârımla okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
dörtlüğü ile başlayan ve son dörtlüğünde:
Kul Himmet Üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giyindim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kul Himmet Üstadım mahlası bulunup Kul Himmet adına yayımlanan şiir İbrahim
Aslanoğlu'nun ileri sürdüğüne göre Pir Sultan Abdal'ındır. Aynı şiir Pir
Sultan Abdal adına Vehbi Cem Aşkun tarafından da yayımlanmıştır.
Hal böyle olduğu halde ilk kez l950'de İbrahim Aslanoğlu ve l958'de Vehbi Cem
Aşkun tarafından Pir Sultan Abdal adına yayımlanan bu şiire kimse dikkat
etmemiş, tapşırmadaki Üstadım sözünü de hiçe sayıp hep Kul Himmet adına
yayımlamışlardır. Oysa bu şiir de Örenik’te yaşamış olan ve asıl adı Aşık
İbrahim Olan Kul Himmet Üstadım’a aittir.
Bu şiirde hataya düşenleri şu şekilde sıralamak mümkündür: Eflatun Cem Güney,
Mehmet Şimşek, Refik Ahmet Sevengil, Turgut Koca, İsmail Özmen, Abdülbaki
Gölpınarlı ve Ali Püsküllüoğlu. Bu yazarların dışında kendi yöresi olan Almus
kitabını hazırlayan Emin Ulu da aynı hataya düşüp Tokatlı Kul Himmet'in
şiirlerine örnek olarak bu şiiri göstermiştir.
Müminler bu yola türap olursa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Darda, bunda, zulumatta kalırsa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
dörtlüğü ile başlayan ve son dörtlüğünde:
Kul Himmet Üstadım yiye henını
Doksanında değiştirse donunu
Yüz yaşında Hakk'a verse tenini
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Biçiminde Kul Himmet Üstadım ifadesi bulunan yaşname biçimindeki şiir Cahit
Öztelli tarafından Bektaşi Gülleri adlı kitabında Kul Himmet'e maledilmiştir.
Kitapta şiirlerine yer verilen ozanların özgeçmişleri bölümünde Kul Himmet
anlatılırken Kul Himmet Üstadım'dan hiç söz edilmemektedir.
Cahit Öztelli'nin aynı kitabında yer alan:
Yine mihman gördüm gönlüm saz oldu
Mihman kardaş safa geldin merhaba
Kalktı gam kasavet, bahar yaz oldu
Mihman kardaş safa geldin merhaba
dörtlüğü ile başlayıp:
Kul Himmet üstadım, tuttuğun gele
Mihman nasibini getirir bile
Misafir Ali'dir öz nefsin dile
Mihman kardaş sefa geldin merhaba
dörtlüğü ile biten Kul Himmet Üstadım'ın şiiri Kul Himmet'e maledilmiş ve yine
bu şiir de İbrahim Aslanoğlu'nun Kul Himmet Üstadım adlı kitabından üç yıl
önce yayımlanmış olmasına rağmen Aslanoğlu'nun kitabına girmemiştir. Aynı
şiirin İsmail Özmen tarafından da Kul Himmet'e maledildiği görülmektedir.
Aslanoğlu'nun Kul Himmet Üstadım adlı kitabında bulunmayan fakat Cahit Öztelli
tarafından Kul Himmet'e maledilerek yayımlanan Kul Himmet Üstadım'ın bir şiiri
de:
Bugün dost ilinin yurduna vardım
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş
Nazlı sevdiğimin yurduna vardım
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş
dörtlüğü ile başlayıp:
Kul Himmet Üstadım gözetir yolu
Sevdiğim gelmez nice olur hali
Evveli Muhammet ahiri Ali
Bu yaylanın güzelleri gelmemiş
dörtlüğü ile biten ve yedi dörtlükten oluşan Yayla Güzelleri adlı şiirdir. Bu
şiir de yine İsmail Özmen tarafından Kul Himmet'e maledilmiştir.
İlk dörtlüğü:
Yetmiş iki buçuk millet dileği
Yaradana yalvarırım sabahtan
Ol zaman dolanır Hakk'ın meleği
Yaradana yalvarırım sabahtan
biçiminde başlayan ve son dörtlüğü:
Kul Himmet Üstadım yolu kurdular
Kafeste ölüyor kumru dudular
Hakk'a dilek dile kabul dediler
Yaradana yalvarırım sabahtan
biçiminde olan Kul Himmet Üstadım'ın şiiri Mehmet Şimşek tarafından Kul
Himmet'e maledilmiştir. Bu şiir de İbrahim Aslanoğlu'nun Kul Himmet Üstadım
adlı kitabında bulunmamaktadır. Aynı şiirin Abdülbaki Gölpınarlı[, Turgut Koca
ve İsmail Özmen tarafından da Kul Himmet adına yayımlandığı görülmektedir.
İbrahim Aslanoğlu'nun Kul Himmet Üstadım adlı kitabında dörtlük düzeninde yer
alan bir şiir Mehmet Şimşek tarafından:
Yalvarırım Muhammed'e Ali deyü Ali deyü
Ağlar gezerim dünyada Ali deyü Ali deyü
biçiminde beyit düzenine göre düzenlenip Kul Himmet adıyla yayımlanmıştır.
Aynı şiir İsmail Özmen'in kitabında da Kul Himmet'in şiirleri arasında yer
almıştır.
İlk dörtlüğünde:
Pîr bugün bize geldi
Gülleri tazeledi
Önü sıra Kamberi
Ali Mürteza geldi
Son dörtlüğünde ise
Kul Himmet Üstadımız
Yalıncak duacımız
Şahı Merdan aşkına
Hâk vere muradımız
biçiminde olan ve 23 dörtlükten oluşan Kul Himmet Üstadım'ın şiiri mahlasta
bulunan Üstadım sözüne dikkat etmeden kitaplarında Kul Himmet adına
yayımlayanlar arasında Vasfi Mahir Kocatürk, Besim Atalay, İsmail Özmen ve
Turgut Koca görülmektedir.
Yerde insan gökte melek yok iken
Kudretinden bir nur indi süzüldü
Cümle mahluk kandildeki nur iken
Ayın Ali, Mim Muhammet yazıldı
dörtlüğü ile başlayan Kul Himmet Üstadım'ın şiiri yine Vasfi Mahir Kocatürk
tarafından Kul Himmet adına yayımlanmıştır. Aynı hataya düşüp Besim Atalay ve
İsmail Özmen de bu şiiri Kul Himmet adına yayımlayanlardandır. Bu şiir diğer
bütün kaynaklarda 23 dörtlük olarak gözükürken Besim Atalay'da 29 dörtlük
olarak gözükmesi dikkat çekmektedir.
Kul Himmet Üstadım'ın:
Ali ismi dört kitapta okunur
Lâ ilâhe illallahtır yazılı
Zikredeni Azazilden sakınır
Lâ ilâhe İllallahtır yazılı
dörtlüğü ile başlayan ve yedi dörtlükten oluşan deyiş de Turgut Koca ve İsmail
Özmen tarafından Kul Himmet adına yayımlanan şiirlerdendir.
İsmail Özmen'in Kul Himmet'e malettiği Kul Himmet Üstadım'ın şiirlerinden biri
de:
İntizarım çekerim
Lebleri bal şekerim
Ben Pîrden ayrı düştüm
Göz yaşları dökerim
dörtlüğü ile başlayan şiiridir. Bu şiir de İbrahim Aslanoğlu'nun kitabında
bulunmamaktadır. Turgut Koca ve İsmail Özmen tarafından Kul Himmet adına
yayımlanan şiirlerden biri de:
Allah medet ya Muhammet ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbengi çekilen Bektaşi Veli
Gayretiniz yok mu ummana düştüm
dörtlüğü ile başlayan şiirdir. İlk dörtlüğü:
Hacı Bektaş Tekkesine gireli
Dervişleri gül göründü gözüme
Zahir batın himmetine ereli
Dervişleri gül göründü gözüme
biçiminde olan Kul Himmet Üstadım'ın şiiri de İsmail Özmen tarafından Kul
Himmet adına yayımlanmıştır.
İlk dörtlüğü İbrahim Aslanoğlu'nun kitabında:
Elif Allah adın okur yazarım
"B" bir nokta ile "T" yi ne güzel
Bektaşı Veli'de kaldı nazarım
Fatma Ana'nın huyu ne güzel
biçiminde olan Kul Himmet Üstadım'ın şiiri, Turgut Koca ve İsmail Özmen
tarafından:
Elif Allah ismi okur yazarım
B bir noka T'yi ne güzel
Bu alemi seyyah oldum gezerim
Muhabbet gölünün buyu ne güzel
kitaplarında farklı bir biçimde yine Kul Himmet'e maledilerek yayımlanmıştır.
Kul Himmet Üstadım'ın,
İlk dörtlüğü:
Benim günahım çok senin katında
Allah bir Muhammet Ali eleman
Sen kerem kânısın zâhir batında
Allah bir Muhammet Ali eleman
biçiminde olan şiiri de Turgut Koca ve İsmail Özmen tarafından Kul Himmet'e
maledilen deyişler arasında görülmektedir.
Biraz dikkat edilince Turgut Koca'nın Kul Himmet adına yayımladığı Kul Himmet
Üstadım'ın şiirleri aynen İsmail Özmen tarafından bu kitaptan kopya edilerek
aldığı anlaşılmaktadır. Oysa İsmail Özmen'den; l995'te yayımladığı kitabını
hazırlarken, İbrahim Aslanoğlu'nun l976'da yayımladığı Kul Himmet Üstadım adlı
kitabı görmüş ve incelemiş olması beklenirdi. Ne yazık ki antoloji hazırlayan
birçok kişi gibi Özmen de kolaya kaçmıştır. Bu kolaya kaçmalar, halk şiiri
dünyasında bazı hataların devam etmesine neden olmaktadır.
Bundan sonraki antoloji hazırlayacakların daha titiz davranmalarını diler,
Davulcuoğlu Kirampalı Bin Memet tarafından tutulmaya başlanıp, oğlu tarafından
sürdürülen ve son bölümü de Hümmet Hoca adı ile bilinen bir kişi tarafından
tutulan Zile kaynaklı bir cönkte yer alan Kul Himmet Üstadım'a ait iki şiir de
bu durumu kanıtlamaktadır:
Bu şiirlerden birinde geçen kişi adları Kul Himmet'in yaşadığı dönem ile Kul
Himmet Üstadım'ın yaşadığı dönemin arasında yaşayan kişiler olduğundan İbrahim
Aslanoğlu'nun görüşünü kuvvetlendirip kesinlikle Kul Himmet ve Kul Himmet
Üstadım'ın ayrı kişiler olduğunu belgelemektedir.
*********************
|