| |
|
Latin harflerinin kabulünden evvel, köyümüzde samanlıktan bozma bir yerde arap harfleri ile öğrenim yapılırmış. Köyümüz o tarihlerde bucakmış. Jandarma karakolu da varmış. Deli Tahsin adında edepsiz bir de bucak müdürü varmış. Bu Müdür Cumhuriyetin ilk yıllarında köyümüzü ziyaret eden Vali Süleyman Sami Kepenek’e şikayet edilmiş, Vali de bu adamı derhal görevinden almıştır. Arap harfleri ile yapılan öğrenim yalnız erkeklere verilirmiş. Divriği’den Camgözlerin Fevzi Efendi, Küreksizlerin Ali Efendi ve Ömer Efendi adlarındaki kişiler arap harfleri ile öğrenim yaptırmışlardır. Cumhuriyet ilan edilmiş olmasına rağmen bu kişiler hala, okuttukları öğrencilerine ‘Padişahım çok yaşa’ diye bağırtırlarmış. Sonradan köylülerin ikazı ve şikayet tehdidine maruz kalınca ‘Yaşasın Gazi’ diye bağırtmaya mecbur olmuşlardır. Latin harflerinin kabulünden sonra bir süre tahsildar Hasan Efendi öğretmenlik yapmıştır. Köyümüze üç ayrı zamanda üç ayrı okul yapılmıştır. İlk defa köylü kendi kafasına göre iki derslikli, bir öğretmen odası bir de mutfağı bulunan bir okulu kendi gücü ve kendi parası ile çeşmenin yanına yaptırmıştır. 1930 yılında yapılan bu okul 1939 yılına kadar hizmet vermiştir. Bu okula verilen ilk öğretmen Mustafa Sabri adında Gürün'lü değerli bir insandır. İki yıl köyümüze hizmet vermiştir. Köylümüz onu, o da köyümüzü ve köylümüzü çok sevmiştir. Ama ne yazık ki o yıllarda gerek Koçgiri İsyanının kalıntıları ve gerekse Dersim’den gelen kürt çetelerin, dağlarımızdan hayvanlarımızı sürmeleri ve köylere baskınlar düzenlemeleri bu şahsın başka yere tayinini istemesine vesile olmuş ve tayinen gitmiştir. Yerine Reşit Bey adında bir öğretmen gelmiş ve bir yıl da bu öğretmen köy çocuklarını okutmuştur. Cumhuriyetin Onuncu yılı bu öğretmenle kutlanmış ve Onuncu Yıl Marşını da öğrencilere bu zat öğretmiştir. 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun çıkması ile birlikte Kangal'lı Kadri Özcan öğretmen gelmiştir. Bu öğretmenin köyümüzden okuyup yüksek tahsil yapmış olanların hepsinin üzerinde emeği vardır. Köyümüze ailesi ve üç çocuğu ile geldi. İki çocuğu da bizim köyde doğdu. Bizim köye tam on bir yıl hizmet verdi. 1939 yılında, plan ve projesi milli eğitim tarafından verilen ikinci bir okulu, yine köylümüz hiçbir yardım almadan kendi parası ve kendi gücü ile ve seve seve yaptı. Çünkü 1930 da yapılmış olan okulun tabanından su çıkmış ve okul yıkılacak duruma gelmişti. Bu ikinci okul hakikaten çok güzel bir okuldu ve ihtiyaca fazlası ile cevap verebiliyordu. Bu tarihlerde bizim yöremizde bizim köyden başka hiçbir köyde okul olmadığı için şu sayacağım köylerden bizim köye öğrenci gelirdi. Bu gelişin günü birlik olması söz konusu olmadığından, bir akrabanın yahut babasının bir asker arkadaşın evinde kalınır, nadiren de ev tutanlar olurdu. Şu köylerden köyümüze öğrenci gelirdi. Ağıldere (Aşağı, Orta, Yukarı), Zenekar, Gedenek, Zınzılıt, Fenk, Merendi, Kaledibi, Ekrek, Çimen, Söğütlü, Darısekisi ve Çaylı. 1948 yılında o zamanki hükümet bir ilköğretim seferberliği başlattı. Diğer adı da her köye okul yaptırma seferberliği idi. Bizim köye de okul yapılması istenince köylü buna haklı olarak karşı çıktı. Milli Eğitimin vermiş olduğu plana göre yapılmış okulumuz bulunduğunu, bu okulun yeni olduğunu, başka bir okul yaptırmaya köylünün gücü olmadığını ifade ederek direnmek istendi ise de, aldıran olmadı ve zorla üçüncü bir okul yaptırıldı. Gerekçe olarak da Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenlerin işlikli yeri olan okula ihtiyacı olduğu gösterildi. Halbuki 1939 da yapılan okula istenilen nitelikte iş yerleri ilave edilebilirdi. Bu okulun yaptırılmış olması, yukarıda bahsedilen tifo salgınının gelmesine davetiye çıkartmıştır. 1930 yılından sonra köyümüze hizmet vermiş olan öğretmenlerin isimlerini şöyle sıralamak mümkündür. Mustafa Sabri, Reşit Bey, Kadri Özcan, Salim bey, Kamber Yayla, Murat Aydın, Veli Türkmen, Ahmet Türkmen, Mahir Bey, Alaattin Yıldırım, Yakup Sağıroğlu ve Mehmet Korkmaz. Köyümüzde okul çağında kimse kalmadığından 1983 yılında okul kapatılmıştır. Köyümüzde 1939 yılına kadar üçüncü sınıfa kadar okutuluyordu. 1939 yılında beşinci sınıf açıldı. 1939 yılından evvel öğretmen Kadri Özcan 4 öğrenci ile özel olarak ilgilendi ve Sivas’ta sınava sokarak beşinci sınıf diploması aldırdı ve orta okulda okumaları için fırsat sağladı. Bu öğrenciler; Nazif Aslan, Halil Bozkurt, Hüseyin Danacı ve Ahmet Özcan’dı.(Ahmet Özcan bizim köylü değildi ama bizim köyde okuyordu.)
· Bunlardan Nazif Aslan İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Hakimlik, avukatlık ve iki dönem CHP’den milletvekilliği yaptı. Emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşti ve vefat etti. · Halil Bozkurt İstanbul Fen Fakültesi’ni bitirdi. Birçok lisede fizik öğretmenliği, idarecilik yaptı ve Yakındoğu Kimya Mühendisliği’nde fizik okuttu. Emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Hüseyin Danacı Yıldız Mühendislik’i bitirdi. Yıllarca karayollarında görev yaptı. Son olarak Türk Standartları Enstitüsü’nde görev yaptıktan sonra emekli oldu ve Ankara’ya yerleşti. · Ahmet Özcan İstanbul Hukuk Fakültesi’nden ayrıldı. Sigortacı oldu.
1939 yılında 5 sınıflı olan okulumuzdan mezun olup okuyanlar:
· Mahmut Erol: Harp Okulu’nu bitirdi. Jandarma subayı olarak yurdun çeşitli yerlerinde hizmet verdikten sonra Albaylıktan emekli oldu. Ankara’ya yerleşti. · Fehmi Bozkurt: Veteriner Fakültesi’ni bitirdi. Veteriner olarak çeşitli yerlerde hizmet verdikten sonra emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Baki Aydın: Ankara Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Halen Almanya’da doktor olarak çalışmaktadır. · Hüseyin Yayla: Hava Astsubay Okulu’nu bitirdi. Çeşitli yerlerde hizmet verdikten sonra emekli oldu ve Antalya’ya yerleşti.
Köy Enstitülerinin köyümüz için özel bir yeri vardır. Sadece köyümüz için değil bütün Türkiye’de de çok saygın bir yeri vardır. Bu okullardan çok büyük eğitimciler ve yazarlar yetişmişlerdir. Ama ne yazık ki bu irfan yuvaları siyasi arenalarda tartışmalara neden olmuş ve kapatılmıştır. Bu günkü öğretmen karmaşasının temel nedeni budur. 1942 yılından itibaren köyümüzden köy enstitülerine öğrenci gitmeye başlamış, aşağıda adları yazılı olan köylülerimiz köy enstitülerini bitirerek öğretmen olmuşlar ve çeşitli yerlerde hizmet vererek emekli olmuşlardır. Bu öğretmenler şunlardır(alfabetik olarak):
· Ahmet Türkmen, emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Cemal Yıldırım, emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Eşref Aslan, emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Hasan Erdoğan, öğretmenlikten ayrıldı, Devlet Demir Yolları’ndan emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Hasan Yalıncaklı, emekli oldu Ankara’ya yerleşti. · İbrahim Malatya, köy enstitüsünden sağlık görevlisi olarak mezun oldu. Bu görevini sürdürdükten sonra emekli oldu ve İstanbul’a yerleşti. · İsmail Polat, emekli oldu ve Ankara’ya yerleşti. · Kamber Yayla, emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Mehmet Eraslan, emekli oldu İzmir’e yerleşti. · Murat Aydın, emekli oldu ve İzmir’e yerleşti. · Muzaffer Polat,emekli oldu Divriği’ye yerleşti. · Şevket Danacı, emekli oldu ve Ankara’ya yerleşti. Vefat etti. · Veli Türkmen, emekli oldu ve Ankara’ya yerleşti. Vefat etti. · Ziya Özcan, emekli oldu ve Ankara’ya yerleşti. Bu noktada emekli öğretmen Hasan Yalıncaklı’nın çabalarından da bahsetmekte fayda görüyoruz. Hasan Yalıncaklı, emekli olduktan sonra bazı çalışmalar yapmış ve Aşık Kul Himmet Üstadımla ilgili bir kitap yayınlamıştır. Yakın zamanda da EZELİ mahlasını kullanarak yazdığı şiirlerini içeren “Yüce Dağlar” isimli bir şiir kitabı yayınlanacaktır. |